9 Ocak 2019 Çarşamba

2019 YILI DÜZENLEMELERİ İLE YARARLI BİLGİLER



2019 Yılına başlarken her yıl olduğu gibi, önümüze gelen birçok yeni rakamı ve değişiklikleri aşağıda öncelik durumuna göre adım adım açıklamaya çalışacağım.

A.      YENİ HADLER
Ø    2019 Yılı Takvim Gelirleri İçin           Ücret Ve Ücret Dışı Gelirlerde “ TEK TARİFE İDİ DEĞİŞTİ
            ( Gelir Vergisi yasasının 103. Maddesi )
( Anayasa Mahkemesi'nce 15 Ekim 2009 tarihinde yapılan toplantıda alınan karar uyarınca, Gelir Vergisi Kanunu'nun 103'üncü maddesinde yer alan vergi tarifesindeki % 35'lik orana ücretlilerin de tabi olması hükmü iptal edilmiştir. )          

18.000.-- ‘e kadar




15%

40.000.-- ‘nın
18.000.--
için
2.700.--
fazlası
20%

98.000.-- ‘nın
40.000.--
için
7.100.--
fazlası
27%

98.000.-- ‘nın Yukarısının
98.000.--
için
22.760.--
fazlası
35%

148.000.-- ‘nın
40.000.--
için
7.100.--
fazlası
27%
( Ücret Gelirlerinde )
148.000.-- ‘nın Yukarısının
148.000.--
için
36.260.--
fazlası
35%
( Ücret Gelirlerinde )
olarak uygulanacaktır. (GVT 305 31.12.2018/30642 3. Mükerrer RG).
193 sayılı Kanunun mükerrer 121 inci maddesi hükmü uyarınca, anılan maddenin birinci fıkrasında yer alan tutar, 1/1/2019 tarihinden itibaren verilmesi gereken yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinde uygulanmak üzere 1.200.000 TL olarak tespit edilmiştir. ( % 5 İndirim Sınırı )
Ø    Damga Vergilerinde aşağıdaki değişiklikler olmuştur ;


Damga Vergisi Bedeli ( TL )
Bilançolara uygulanan
56.10
Kar Zarar Cetvellerine uygulanan ( Gelir Tabloları )
26.90
İşletme Hesabı Özetleri ( Hülasaları )
26.90
Yıllık Gelir Vergisi Beyannameleri
72.70
Kurumlar Vergisi Beyannameleri
97.10
Muhtasar Beyannameler
48.00
K.D.V. Ve diğer beyannameler
48.00
Diğer Beyannameler (DV Beyannameleri Hariç)
48.00
( DV Beyannameleri DV’ne tabi değildir.)
Belediye Ve Özel İdarelere Verilen Beyannameler
35.70
Gümrüklere Verilen Beyannameler
97.10
Mukavelename, taahhütname, temliknameler
Binde 9.48
Kira mukavelenameleri
Binde 1.89
(Mukavele süresine göre kira bedeli üzerinden)
Banka Çekleri (Muhasebat Genel Md. Genel Tebliği 60)
  8.00
S.S.K. Bildirgeleri
35.70
Karar Pulu
Binde 5.69

Ücretlerde Uygulanan (Avanslar Dahil)  D.V. Kesintisi Oranı        % 7,59 ( Eski Oran % 7,59 idi )
( 1.1.2014 Tarihinden itibaren Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 57) )

5281 Sayılı (31.12.2004 tarih ve 25687 sayılı üçüncü Mük.RG yayınlanan) yasanın 14 maddesi hükmüne göre  1.1.2005 tarihinden itibaren kaldırılmıştır.

Senetlerdeki İmza Pulu                                                              .--
Kira Kontratları                                                                          .--    
Teklif Mektupları                                                                       .--    
 
Ø  Yemek Yardımı;
1.1.2019 tarihinden itibaren günlük kişi başına en çok 19,00 TL olarak uygulanacaktır.(Fazlası Ücret sayılır.) Bu sınır işyeri dışında verilen yemekler veya Sodexo, Ticket gibi uygulamalar için. İşyerinde yenen yemek ve tabldotlar bu uygulama kapsamında değildirler. (GVK 305 Sayılı Tebliğ.)

Ø  Perakende Satış Fişlerinin haddi 1.1.2019 tarihinden itibaren 1.200,-- TL’ye yükseltilmiştir. (VUK Md. 232). Bu fatura kullanma mecburiyeti sınırını da ihtiva etmektedir. (VUK 504 sayılı tebliğ)

Ø  Gider yazılabilecek Sabit Kıymetlere ait had 1.1.2019 tarihinden itibaren 1.200,–TL’dir. ( VUK Md.313 ) (VUK 504 sayılı tebliğ)

Ø  Defter tutma hadleri ;
                                                                                                                                 
Alım                      230.000,--       TL
Satım                    320.000,--       TL
İşçilik                    120.000,--       TL’ ye   yükseltilmiştir.            ( V.U.K. 177. madde) (V.U.K 504 GT)

(VUK 490 sayılı tebliğ)    
EK MALİ TABLO VERİLMESİNİN SINIRI
Yıl
Verildiği Yıl
Aktif Toplam (TL)
Net Satış Tutarı (TL)
2006
2007
7.415.800,00
16.479.500,00
2007
2008
7.949.700,00
17.666.000,00
2008
2009
8.903.700,00
19.785.900,00
2009
2010
9.099.600,00
20.221.200,00
2010
2011
9.799.300,00
21.778.200,00
2011
2012
10.804.700,00
24.012.600,00
2012
2013
11.648.700,00
25.885.600,00
2013
2014
12.106.500,00
26.902.900,00
2014
2015
13.330.500,00
29.622.800,00
2015
2016
14.074.300,00
31.275.800,00
2016
2017
14.613.300,00
32.473.700,00
2017
2018
16.727.800,00
37.172.600,00
2018*
2019*
20.697.300,00
45.993.700,00

*Yeniden Değerleme oranı % 23,73’ baz alınarak hesaplanmıştır. (VUK 504 GT)



Ø  Çevre Temizlik Vergisi ;
Konutlar için su bedeline eklendi;
Su tüketim miktarı üzerinden      Büyükşehir Belediyeleri         39 Kr / m³
                                                          Diğerlerinde                            29 Kr / m³
(VUK 503 sayılı tebliğ) ve (BGK 51 Sayılı Tebliğ)  İşyerleri için belediyelere başvurmak gerekiyor.

B.       YENİ ASGARİ ÜCRET
           
            1.1.2019 - 31.12.2019 tarihleri arasında      :           2.558,40 TL     ( Günlük 85,28 TL )
                                   
olarak tespit edildi. (R.G. tarihi 27.12.2018 30638)

C.       YENİ SİGORTA HADLERİ
           
            1.1.2019 - 31.12.2019 tarihleri arasında;
            Sigorta Tavanı                                    :           19.188,00 TL   ( Günlük 639,60 TL )
            Sigorta Tabanı                                    :             2.558,40 TL   ( Günlük   85,28 TL )

D.      KIDEM TAZMİNATINDA DURUM
           
Kıdem Tazminatı tavanı;
01.01.2019 ~ 30.06.2019                              :           6.017,60 TL / Yıl        
01.07.2018 ~ 31.12.2018                              :           5.434,42 TL / Yıl 
olarak uygulanacaktır.

E.       ASGARİ GEÇİM İNDİRİMİNDE BAZ ALINACAK TUTAR
           
Ø  1.01.2019 ~ 31.12.2019               2.558,40 * 12 = 30.700,80 TL       (Asgari ücretin 12 aylık tutarı)
                                                                                                                                 
Medeni Durum                Aylık Asgari Geçim İndirimi Tutarı

BEKAR
191,88 ₺
EVLİ EŞİ ÇALIŞMAYAN
230,26 ₺
EVLİ EŞİ ÇALIŞMAYAN 1 ÇOCUKLU
259,04 ₺
EVLİ EŞİ ÇALIŞMAYAN 2 ÇOCUKLU
287,82 ₺
EVLİ EŞİ ÇALIŞMAYAN 3 ÇOCUKLU
326,20 ₺
EVLİ EŞİ ÇALIŞMAYAN 4 ÇOCUKLU
326,20 ₺
EVLİ EŞİ ÇALIŞMAYAN 5 ÇOCUKLU
326,20 ₺
EVLİ EŞİ ÇALIŞAN
191,88 ₺
EVLİ EŞİ ÇALIŞAN 1 ÇOCUKLU
220,66 ₺
EVLİ EŞİ ÇALIŞAN 2 ÇOCUKLU
249,44 ₺
EVLİ EŞİ ÇALIŞAN 3 ÇOCUKLU
287,82 ₺
EVLİ EŞİ ÇALIŞAN 4 ÇOCUKLU
307,01 ₺
EVLİ EŞİ ÇALIŞAN 5 ÇOCUKLU
326,20 ₺

 STOPAJ ORANLARI

30.12.2003 tarih ve 25332 sayılı R.G. yayınlanan 10.12.2003 tarih ve2003/6577 sayılı kararname ekinde;

Ø  Serbest Meslek Kazançlarında   Stopaj oranı 01.01.2007 tarihinden itibaren            % 20
Ø  Serbest Meslek Kazançlarında   Stopaj oranı 01.01.2007 tarihinden itibaren            % 17
( 18 Madde Kapsamındakiler İçin) ( Telif Kazançları)
Ø  Kira Ödemelerinde                     Stopaj oranı 01.01.2007 tarihinden itibaren             % 20
Ø  Kar Payı Dağıtımlarında             Stopaj oranı 23.07.2006 tarihinden itibaren            % 15
            ( 23.7.2006 R.G. tarihli 2006/10731 s. Karar gereğince 23.7.2006 tarihinden itibaren )
Diğer stopaj oranlarından ihtiyacınız olanları sorunuz.

F.       FON PAYI KESİNTİSİ
1.1.2004 tarihinden itibaren Stopajlar üzerinden yapılan % 10 oranındaki fon payı kesintileri kaldırılmıştır. Gelecek SM Makbuzlarında fon payı kesintisi olmayacaktır. ( Ama ismen kalktı tabi, fiilen devam ediyor çünkü bu farklar stopaj oranlarına eklenerek açık kapatıldı.)

G.     ÇOCUK İNDİRİMİ    ( Vergi Kesintisinden ve SGK’dan Muaf Yardım Miktarı )

1 Çocuk İçin    01.01.2019 ~ 31.12.2019       32,65 TL          (SGK İçin  2.558,40 X % 2 = 51,17 TL )
( 2'den Fazlası da aynı rakamda. Yani iki çocukla sınırlı. ) ( 0 - 6 Yaş Arası İki Katı Uygulanır 65,30 )

(5277 sayılı 2005 Mali Yılı Bütçe Kanununun 24/b maddesi gereğince bu tutarlar  0-6 yaş gurubu çocuklarda bir kat artırımlı olarak uygulanacaktır.)

H.      AİLE YARDIMI

1.01.2019 ~ 30.06.2019         278,70 TL
1.07.2019 ~ 31.12.2019         000,00 TL
1.01.2019 ~ 31.12.2019         255,84 TL                    ( SGK İstisnası 2.558,40 TL  ( AÜ * % 10 )

( 657, 926 ve 2914 sayılı kanunlara tabi personele verilen eş yardımı; her ne şekilde olursa olsun menfaat karşılığı çalışmayan ve herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan aylık almayan eş için uygulanabilir. )( 25.8.2017 R.G. tarih ve 30165 sayılı  "Kamu Görevlilerinin Geneline ve Hizmet Kollarına Yönelik Mali ve Sosyal Haklara İlişkin 2018 Ve 2019 Yıllarını Kapsayan 4. Dönem Toplu Sözleşme" ye istinaden yayımlanan Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğüne ait 8.1.2019 tarihli Genelge ile açıklanan memur maaş katsayıları gereğince belirlenmiştir.)
                                              
I.        TABELA VERGİSİ ( İlan Reklam Vergisi )

Ocak ayı sonuna kadar bağlı olduğunuz Belediyelere Verilecek. Arabaların üzerindeki reklamlar da bunlara dahildir. Unutmayın. Bunu yatırıp arabaların üzerindeki logoları ruhsata işletin. Yoksa asla işlemezler. Ruhsata işli olmayan logo cezası 937.– TL ve araç bağlanıyor. Vergi 10.– TL bile değil. ( Bazı Belediyeler Tespit Bedeli Filan Gibi anlamsız ücretler de alıyorlar. ) Yeni Fiyat listesi yayınlandı dileyene gönderebilirim.

J.        İSTEĞE BAĞLI SİGORTA PRİMLERİ

            01.01.2019 ~ 31.12.2019                   En Az   818,69 TL        En Çok             6.140,16 TL     ( % 32 )
( Sigorta taban ve tavanının % 32’si hesaplanarak bulunur. )

K.       İŞ AKDİNİN FESHİNDE ASGARİ İHBAR SÜRELERİ  
İşi;
Ø  6 aydan az sürmüş işçi için                              2 Hafta
Ø  6 aydan 1,5 yıla kadar sürmüş işçi için          4 Hafta
Ø  1,5 yıldan 3 yıla kadar sürmüş işçi için          6 Hafta
Ø  3 yıldan fazla sürmüş işçi                                 8 Hafta

ASGARİ YILLIK ÜCRETLİ İZİN SÜRELERİ

Hizmet süresi;
a)      1 yıldan 5 yıla kadar olan (5 yıl dahil) işçilere                                      14 iş günü
b)      5 yıldan fazla ve 15 yıldan az olan işçilere                                           20 iş günü
c)      15 yıl (dahil) ve daha fazla olan işçilere                                                26 iş günü
d)      18 ve daha küçük, 50 ve daha büyük yaşta olan işçilere      en az   20 iş günü
Not:
Ø  Cumartesi günü izin süresine dahildir. İzin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri izin süresinden sayılmaz.
Ø  İşçi ayrıca, 4 güne kadar ücretsiz yol izni kullanabilir.
Ø  Hizmet süresi, işe başlanılan her iş yerinde yeniden başlar.

L.        SAKATLIK İNDİRİMİ
            01.01.2019 ~ 31.12.2019
1. Derece        1.200,00 TL     ( Çalışma Gücünün Asgari % 80’i Kaybedilmiş )
2. Derece           650,00 TL     ( Çalışma Gücünün Asgari % 60’ı Kaybedilmiş )
3. Derece           290,00 TL     ( Çalışma Gücünün Asgari % 40’ı Kaybedilmiş )     
(GVK 302 Sayılı Tebliğ.) ( GVK 31. Madde )

M.    BEYANNAME İMZALATMA SINIRLARI

Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında 4 Sıra No.lu Genel Tebliğinde;
Kurumlar vergisi veya ticari, zirai ve mesleki kazancı nedeniyle gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükelleflerinden, aktif toplamı ve net satışlar toplamı belirli haddi aşmayanlar, yıllık gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış meslek mensuplarına imzalatmak zorundadırlar.
Bu hadler,3568 sayılı kanuna ilişkin 37 no.lu tebliğ ile 1.1.2005 tarihinden itibaren geçerli olacak şekilde belirlenmiş, izleyen yıllarda Maliye Bakanlığı’nca özel bir belirleme yapılmadığı taktirde, bu genel tebliğde yer alan hadlerin her yıl bir önceki yıla ait yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacağı belirtilmiştir. Bu şekilde yapılacak hesaplamada 500.-TL’den daha küçük tutarlar dikkate alınmayacak, 500,-TL’den fazla olanlar 1.000-TL ye yükseltilecektir.
Buna göre 2019 yılında uygulanacak hadler aşağıdadır;

2019 Yılı İçin

a)      II. sınıf tacirlerden alım satım veya imalat faaliyetinde bulunanlardan             332.000 TL'yi aşmayanlar *
2018 yılı satış tutarları                                   
b)      II. sınıf tacirlerden yukarıda yazılan işlerin dışında işlerle uğraşanlardan         167.000 TL'yi aşmayanlar *
2018 yılı gayrisafi iş hasılatı tutarı
c)       Serbest meslek faaliyetinde bulunanlardan                                                           231.000 TL'yi aşmayanlar *
2018 yılı hasılat tutarı
d)      Zirai kazancı işletme hesabı esasına göre belirlenen çiftçilerden                       332.000 TL'yi aşmayanlar *
2018 yılı hasılat tutarı           
e)      Özel kanunlarına göre kurulan kooperatifler ile bu kooperatiflerin
oluşturdukları birlikler, herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın
beyannamelerini imzalatmak zorunda değildir.
f)        Noterler herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın
beyannamelerini imzalatmak zorunda değildir.         
                                      
*Yeniden Değerleme Oranı 23,73 baz alınarak hesaplanmıştır.

Aktif toplamı (2018 yılında ) 9.913.000 TL ve Net satışlar toplamı 19.820.000 TL'yi aşmayan mükellefler 2019 yılı beyannamelerini meslek mensuplarına imzalatmak zorundadırlar. Bu hadlerden herhangi birini aşan mükellefler ise beyannamelerini YMM'lere tasdik ettireceklerdir.         

N.       REESKONT ORANLARI

2019 Yılı İçin   ( 29.06.2018 Tarihinden İtibaren )

$         Reeskont İşlemlerinde           %   18,50 ( Vadesine en çok 3 ay kalan senetler karşılığında yapılacak                                                                                        reeskont işlemlerinde uygulanacak iskonto faiz oranı yıllık. )
$         Avans İşlemlerinde                 %   19,50                                

O.      ÇEK GARANTİ SINIRI

5941 s. Kanun gereğince 28.01.2019'dan itibaren 30653 sayılı RG’de yayınlanan 2019 – 1 sayılı tebliğle) karşılıksız çeklerin bankalarca garanti edilen karşılığı 2.030,– TL olarak belirlenmiştir.

P.       TECİL FAİZİ ORANI

06.09.2018 Tarihinden İtibaren         % 22    ( Seri: C Sıra No: 3 Tahsilat Genel Tebliği )

Q.     7/A SEÇENEĞİ UYGULAMAK ZORUNDA OLANLAR (2018 Yılı)

2018 Aktif toplamı 3.449.658,-- TL veya net satışlar toplamı 6.899.000 TL yi aşan üretim ve hizmet işletmeleri ise 2019 yılında maliyet hesaplarını 7/A seçeneğine göre tutmak zorundadırlar.

R.      YMM’LERİN YAPACAKLARI KARŞIT İNCELEMELERE İLİŞKİN LİMİTLER
                                                                                                                                  2019                2018
a)      Karşıt inceleme yapılmasının zorunlu olmadığı haller                              36.000,-- TL   29.000,-- TL
b)     Bir Mükelleften bir aylık dönemde yapılan mal ve hizmet alımları
 toplamının aşması inceleme yapılması halinde karşıt gereken limit     107.000,-- TL   87.000,-- TL

S.      YMM RAPORU DÜZENLEME SINIRI

                                                            2019*                  2018                  2017                  2016                2015
Kurumlar Vergisi İstisnaları   361.000,-- TL  292.000,-- TL   255.000,-- TL  246.000,-- TL  233.000,-- TL  
Yatırım İndirimi İstisnası        824.000,-- TL  666.200,-- TL   582.000,-- TL  561.000,-- TL  531.000,-- TL  

* Yeniden Değerleme Oranı 23,73 baz alınarak hesaplanmıştır.

EK MALİ TABLO DÜZENLEME SINIRI

Aşağıdaki tabloda görülen sınırları aşan mükelleflerin Temel Mali Tablolar yanında Ek Mali Tablolar’ı düzenlemeleri zorunludur. Bilindiği gibi;

A.      Temel Mali Tablolar
·         Bilanço
·         Gelir Tablosu
·         Satışların Maliyeti Tablosu

B.      Ek Mali tablolar
·         Fon Akım Tablosu
·         Nakit Akım Tablosu
·         Net İşletme Sermayesindeki Değişim Tablosu
·         Kar Dağıtım Tablosu
·         Özkaynaklar Değişim Tablosu

Yıl
Verildiği Yıl
Aktif Toplam (TL)
Net Satış Tutarı (TL)
2006
2007
7.415.800
16.479.500
2007
2008
7.949.700
17.666.000
2008
2009
8.903.700
19.785.900
2009
2010
9.099.600
20.221.200
2010
2011
9.799.300
21.778.200
2011
2012
10.804.700
24.012.600
2012
2013
11.648.700
25.885.600
2013
2014
12.106.500
26.902.900
2014
2015
13.330.500
29.622.800
2015
2016
14,074,300
31,276,000
2016
2017
14,613,300
32,474,000
2017
2018
16.727.800
37.172.600
2018
2019
20.697.000
45.994.000



50 ve DAHA FAZLA İŞÇİ ÇALIŞTIRAN İŞYERLERİNDE ZORUNLU İŞÇİ ÇALIŞTIRMA ORANI
4857 S.K. - Md. 30 / 3713 S.K. - Ek Md. 1 / 6331 S.K.  - Md 6

ORANLAR
ÇALIŞTIRMAMANIN CEZASI
ÖZEL SEKTÖR
KAMU SEKTÖRÜ
ENGELLİ
% 3
% 4
Çalıştırılmayan her engelli ve eski hükümlü ve çalıştırılmayan her ay için 3.250,-- TL para cezası (4857 S.K./Md.101);;
ESKİ HÜKÜMLÜ
---
% 2
TERÖR MAĞDURU
---
KADRONUN % 2'İ ORANINDA
--
İŞYERİ HEKİMİ
KANUNDA BELİRTİLEN NİTELİKTE
---
7.738,-- TL para cezası (6331 S.K./Md.26)
İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI
KANUNDA BELİRTİLEN NİTELİKTE
---
7.738,-- TL para cezası (6331 S.K./Md.26)


REESKONT VE AVANS İŞLEMLERİNDE UYGULANACAK FAİZ ORANLARININ TAMAMI
Tarih
Reeskont İşlemlerinde
Avans İşlemlerinde
29.06.2018'dan itibaren
%18,50
%19,50
31.12.2016'dan itibaren
%8,75
%9,75
14.12.2014'ten itibaren
%9
%10,50
27.12.2013'den itibaren
%10,25
%11,75
21.06.2013'den itibaren
%9,50
%11
20.12.2012'den itibaren
%13,50
%13,75
19.06.2012'den itibaren
%16
%16,50
29.12.2011'den itibaren
%17
%17,75
30.12.2010'dan itibaren
%14
%15
22.12.2009'dan itibaren
%15
%16
12.06.2009 - 21.12.2009
%18
%19
09.04.2009 - 11.06.2009
%19
%20
28.12.2007 - 08.04.2009
%25
%27

Saygılarımla,

5 Ocak 2019 Cumartesi

KUR FARKI, BORCA BATIKLIK VE SERMAYEYE İLİŞKİN YENİ DÜZENLEME

15/09/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376 ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ" ile tüm anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketleri yakından ilgilendiren bir düzenleme getirildi.

Tebliğ ile düzenlenen konular arasında  borca batık olma kriterleri, sermaye kaybı ve finansal tablolar bulunuyor. Tebliğ'in 5. maddesine göre,  Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının ya da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde genel kurul hemen toplantıya çağrılacaktır.
Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartılacaktır. Bu bilanço neticesinde aktiflerin şirket alacaklarını karşılamaya yetmediğine karar verilmesi ve genel kurulun sermaye azaltımı, artırımı yahut tamamlanması yönünde tedbir almaması halinde yönetim organı şirketin iflası için mahkemeye başvuracaktır. Tebliğ'in bu maddesi ile TTK M. 376’nın 1. ve 2. fıkralarından daha geniş bir düzenleme yapıldığı görülmektedir.  Zira TTK M. 376’nın 2. fıkrasında sermayenin sadece 1/3'ü ile yetinme ya da tamamlanmasına karar verilmemesi halinde şirketin sona ereceği yönünde düzenleme bulunmaktadır. Halbuki Tebliğ'de sermaye azaltımı imkânı da sunulmuş olduğu görülmektedir.
Tebliğde ayrıca son dönemde tüm şirketleri yakından ilgilendiren kur dalgalanmalarına ilişkin bir ara çözüme de yer verilmiştir. Geçici madde 1 uyarınca  1/1/2023 tarihine kadar, TTK M. 376 kapsamında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararları dikkate alınmayabilecektir.
Temel ilkeleri esasen tam da açık olmayan kavramlarının doğru uygulanması için daha keskin hatlarla ortaya konulması gereken 376 madde kapsamı ile ilgili yapılan bu açıklama da, bazı noktaları ile tartışmalı ve üniter olmayan sonuçlara sebep verecek bir düzenleme gibi görünüyor.
Yukarda kısaca önemli hatlarına değindiğimiz düzenleme ile ilgili olarak TÜRMOB tarafından hazırlanan makaleyi dikkatinize sunuyoruz.

Türk Ticaret Kanununun 376. Maddesinin Uygulanması

Ticaret Bakanlığı tarafından 15 Eylül 2018 tarih ve 30536 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmış olan6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 376’ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğile anonim ve limited şirketler ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketlerin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 376’ncı maddesi kapsamında sermayenin kaybı veya borca batık olma durumlarında uyulacak usul ve esasları düzenlemek amaçlanmıştır.
Tebliğ genel olarak incelendiğinde esasen TTK m.376 hükmünün genişletilmiş bir tekrarından ibaret olduğu, yegâne özgün hükmünün de geçici 1. maddesinde yer aldığı görülmektedir. Bu hükümde de TTK 376. madde kapsamında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararlarının dikkate alınmayabileceği düzenlenmiş bulunmaktadır.
Amaç, kapsam ve dayanak maddelerini takiben Tebliğin hükümleri sırasıyla incelendiğinde de şu düzenlemelere rastlanmaktadır:
Tebliğin 4. maddesi tanımlara ilişkindir. Bilindik tanımlar arasında (f) bendinde “serbest yedek akçe” tanımında şirket sözleşmesi gereği ayrılmış olan yedek akçelerin tamamen serbest yedek akçe dışında kalacağı şeklinde bir lafza yer verilmiş olması eleştiriye açıktır. Bu kapsamda esas sözleşme ile şirketin TTK m.521 hükmüne göre ayırabileceği isteğe bağlı (ihtiyari) yedek akçelerin (belli bir amaca da özgülenmediği takdirde) neden serbest yedek akçe sayılmayacağı anlaşılamamaktadır.
Tebliğin 5 ila 11. maddeleri TTK m. 376 hükmünün birinci ve ikinci fıkralarındaki sermaye ve kanuni yedek akçeler toplamının belli oranlarda kaybı halinde yapılacak işlemler ve alınacak tedbirlere ilişkin olup, eksik bir şekilde “sermaye kaybı” olarak başlıklandırılmıştır.
Tebliğin 12.maddesi borca batık olma durumunu, diğer bir ifade ile TTK m.376 üçüncü fıkra hükmünün bir kısmını düzenlemekte olup, üçüncü bölüm başlığı “sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının tamamının karşılıksız kalması” şeklinde seçilmiştir. Ancak bu başlığın her zaman doğrudan TTKm.376/3’te düzenlenmiş bulunan borca batıklık durumu ile özdeş olup olmayacağı da tartışmaya açıktır.
Tebliğin dördüncü bölümü de ortak ve son hükümler hakkındadır.
Söz konusu bölümlerdeki ilgili maddeler sırasıyla aşağıda ele alınmaktadır.
5. madde “genel kurulun toplantıya çağrılması” başlığını taşımakta olup, TTK m.376 birinci ve ikinci fıkra hükümleri, birleştirilerek bir düzenleme yapılmaya çalışılmıştır. Ancak iki fıkraya ilişkin farklılıklar Tebliğin takip eden maddelerinde düzenlenmeye gayret edilmiştir.
5. madde hükmü şu şekildedir:
“MADDE 5 – (1) Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının ya da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde yönetim organı, genel kurulu hemen toplantıya çağırır. Genel kurulun gündem maddeleri arasında, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının karşılıksız kaldığı belirtilir.
(2) Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının ya da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı durumlarda farklı bir gündem ile toplantıya çağrılmış olsa dahi bu husus genel kurulda görüşülür.”
6. madde “sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının karşılıksız kalması halinde genel kurul” başlığını taşımakta olup hüküm şu şekildedir.
“MADDE 6 – (1) Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az yarısının karşılıksız kalması halinde yönetim organı, bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar.
(2) Yönetim organı, son bilançoyu genel kurula sunarak şirketin finansal yönden bulunduğu durumu bütün açıklığıyla ve her ortağın anlayabileceği şekilde anlatır. Bu hususta genel kurula rapor da sunulabilir.
(3) Yönetim organı, şirketin mali durumundaki kötüleşmeyi ortadan kaldırmak veya en azından etkilerini hafifletmek amacıyla, uygun gördüğü sermayenin tamamlanması, sermaye artırımı, bazı üretim birimlerinin veya bölümlerinin kapatılması ya da küçültülmesi, iştiraklerin satışı, pazarlama sisteminin değiştirilmesi gibi iyileştirici önlemleri alternatifli ve karşılaştırmalı olarak aynı genel kurula sunar ve açıklar.
(4) Genel kurul, sunulan iyileştirici önlemleri aynen kabul edebileceği gibi değiştirerek de kabul edebilir ya da sunulan önlemler dışında başka bir önlemin uygulanmasına karar verebilir.”
Maddede özellikle dikkat çeken husus üçüncü fıkrasında yer alan yönetim kurulunun sunacağı ve genel kurulun uygun göreceği iyileştirici önlem örnekleridir (sermayenin tamamlanması, sermaye artırımı, bazı üretim birimlerinin veya bölümlerinin kapatılması ya da küçültülmesi, iştiraklerin satışı, pazarlama sisteminin değiştirilmesi gibi).
Tebliğin 7.maddesi “sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde genel kurul” başlığını taşımaktadır. Hüküm TTK m.376/2 hakkında alınacak tedbirlere ilişkindir:
“MADDE 7 – (1) Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde, toplantıya çağrılan genel kurul;
a) Sermayenin üçte biri ile yetinilmesine ve Kanunun 473 ilâ 475 inci maddelerine göre sermaye azaltımı yapılmasına,
b) Sermayenin tamamlanmasına,
c) Sermayenin artırılmasına karar verebilir.”
Takip eden maddelerde de bu tedbirler düzenlenmiştir.
İlk tedbir 8.maddede düzenlenmiş bulunan sermayenin azaltılması hakkındadır. Hüküm şu şekildedir:
“MADDE 8 – (1) Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının en az üçte ikisi zarar sebebiyle karşılıksız kalan şirketin genel kurulu, sermayenin üçte biriyle yetinmeye karar verdiği takdirde sermaye azaltımı Kanunu 473 ilâ 475 inci maddelerine göre yapılır.
(2) Bu madde kapsamında yapılacak sermaye azaltımında yönetim organı, alacaklıları çağırmaktan ve bunların haklarının ödenmesinden veya teminat altına alınmasından vazgeçebilir.”
Maddenin ikinci fıkrasında yönetim organının sermaye azaltımında alacaklıları çağırmaktan ve bunların haklarının ödenmesinden veya teminat altına alınmasından vazgeçebileceğine dair TTK’da olmayan bir hükme yer verilmiştir. Böyle bir hüküm getirilmesinde Bakanlığın TTK m.210 kapsamında yetkisinin olup olmadığı da tartışmaya açıktır.
Tebliğin 9. maddesi bir diğer tedbire ilişkin olarak, “sermayenin tamamlanması” hakkında olup hüküm şu şekildedir:
“MADDE 9 – (1) Sermayenin tamamlanması, bilânço açıklarının ortakların tamamı veya bazı ortaklar tarafından kapatılmasıdır. Kanuni yedek akçelerin yitirilen kısımlarının tamamlanmasına gerek yoktur. Sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi halinde her ortak zarar sebebiyle karşılıksız kalan tutarı kapatacak miktarda parayı vermekle yükümlüdür. Her ortak, payı oranında tamamlamaya katılabilir ve verdiğini geri alamaz. Bu yükümlülük, sermaye konulması veya borç verilmesi niteliğinde olmayıp karşılıksızdır. Ayrıca yapılan ödemeler, gelecekte yapılacak sermaye artırımına mahsuben bir avans olarak nitelendirilmez. (2) Sermayenin tamamlanmasında, anonim ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler bakımından Kanunun 421’inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, limited şirketler bakımından ise 603 ve devamı maddeleri uygulanır. Sermayenin tamamlanamaması, bazı ortakların kendi istekleriyle tamamlama yapmasına engel oluşturmaz.
(3) Bilanço zararlarının kapatılması için getirilen yükümlülükler uyarınca yapılan ödemeler özkaynaklar içerisinde sermaye tamamlama fonu hesabında toplanır ve takip edilir”
Maddeye göre sermayenin tamamlanması, bilanço açıklarının ortakların tamamı veya bazı ortaklar tarafından kapatılmasıdır. Maddeye göre kanuni yedek akçelerin yitirilen kısımlarının tamamlanmasına gerek yoktur. Esasen TTK m.519/1 hükmü kapsamında kanuni genel sınırın altına düşülse de, takip eden yıl bakımından yıllık kar var ise, kanuni yedek akçenin ayrılması yükümlülüğü söz konusu olacaktır. Madde doğru bir şekilde, “Sermayenin tamamlanmasına karar verilmesi halinde her ortak zarar sebebiyle karşılıksız kalan tutarı kapatacak miktarda parayı vermekle yükümlüdür. Her ortak, payı oranında tamamlamaya katılabilir ve verdiğini geri alamaz. Bu yükümlülük, sermaye konulması veya borç verilmesi niteliğinde olmayıp karşılıksızdır. Ayrıca yapılan ödemeler, gelecekte yapılacak sermaye artırımına mahsuben bir avans olarak nitelendirilmez.” hükmünü içermekle birlikte, ilk cümlesinde yer alan “ortakların tamamı veya bazı ortaklar” ifadesi hatalı değerlendirmelere yol açabilecek niteliktedir. Bir kere sermayenin tamamlanmasına TTK m. 376 hükmüne göre genel kurul karar vereceğine göre, genel kurul bu yönde karar verdiği takdirde her ortak için sermayeyi kendi payı oranında tamamlama yükümlülüğü ortaya çıkacaktır. Bu kapsamda, bazı ortakların bu yükümlülüğe katılabileceği diğer bir kısım katılmayabileceği anlamına gelebilecek bir ibare oldukça hatalıdır. Özellikle bu yükümlülüğe katılmayan, katılamayan, katılmak istemeyen ya da karşı çıkan ortak/ortaklar için sanki böyle bir yükümlülükten bahsetmenin mümkün olamayacağı anlamı ortaya çıkmaktadır. Oysa Tebliğ 9. maddedeki ikinci fıkrasının son cümlesinde, “Sermayenin tamamlanamaması, bazı ortakların kendi istekleriyle tamamlama yapmasına engel oluşturmaz” hükmüne yer vererek, aslında, her ortağın da bu tamamlamayı yapabilmesinin şirket için yararlı olabileceğini ifade etmek istemektedir. Ancak üçüncü fıkranın bu ifadesi, ikinci fıkra ile çelişki olarak algılanabilecektir. Bu durumda sermayeyi tamamlamak üzere kendisinde yükümlülük hisseden ortak ya da ortaklar payı oranında (hatta bu ifade karşısında, pay oranını da aşarak) tamamlamaya katılmış olduğu halde, ikinci fıkraya göre tamamlamaya katılmayan ortaklara karşı yükümlülüklerini yerine getirmedikleri için, yükümlülüklerini yerine getirmiş ortak/ortaklar gibi, tabii olarak, en azından şirket bakımından bir talep hakkı bahşetmeli; aksi takdirde yükümlülüğe aykırı hareketten dolayı ortaya çıkan zararın tazmini gündeme gelebilmelidir.
Esasen böyle bir karar anonim ve paylı komandit şirketler bakımından, Tebliğin 9. maddesinin ikinci fıkrasında belirtildiği üzere, genel kurulda TTK m.421/2/a hükmüne göre ancak oybirliği ile alınabilecektir. Gerçi bu da tartışmaya açık bir husustur. Zira TTK m.421 hükmü anonim şirket esas sözleşme değişikliklerinde uygulanacak m.418 hükmüne göre ağırlaştırılmış nisapları içeren düzenlemedir. Ancak dikkat edilmesi gereken husus, sermaye tamamlanması işleminde şirket esas sözleşmesinin değiştirilmesine gerek bulunmamasıdır. Zira genel kurul burada sadece eksilen kısmın tamamlanmasına karar verecektir. Dolayısıyla esas sözleşmede yazan sermaye rakamının değişikliği (bu manada da esas sözleşme değişikliği) söz konusu olmayacaktır (sermaye rakamında bir değişiklik olacak ise o takdirde sermayenin azaltılması ve/veya sermaye artırımı gündeme gelecektir). Ancak böyle bir durumun her bir ortağa yükümlülük ya da ikincil yükümlülük getireceği ortada olduğundan, esas sözleşme değişikliğini gerektirmese de genel kurulda sermayenin tamamlanması kararının TTK m.418 hükmüne göre değil, kıyasen TTK m.421/2/a hükmü kapsamında oybirliği ile alınması uygun olacaktır. Bu yönde Tebliğin bu hükmünün doğru olduğu ifade edilebilir. Ancak Tebliğ limited şirketler için TTK m.603 ve devamı hükümlerin, dolayısıyla ek ödeme yükümüne ilişkin hükümlerin uygulanacağını düzenlemektedir. Bu hüküm hatalıdır. Zira limited şirketlerde ek ödeme yükümü TTK m.603/1 hükmünün açık lafzı karşısında ancak şirket sözleşmesiyle öngörülebilir. TTK m.603/1/a hükmüne göre şirket esas sözleşmesi ile kanuni yedek akçeler toplamının şirketin zararını karşılayamaması (kural olarak borca batıklık) halinde ek ödeme yükümünün ortaklardan istenebilmesi için limited şirketin şirket sözleşmesinde bir düzenleme olması ve TTK m.603/3 hükmüne göre şirket sözleşmesinde ancak esas sermaye payını esas alan belirli bir tutar olarak öngörülebilmesi mümkündür. Uygulamada çoğu limited şirketin şirket sözleşmesinde ek ödeme yükümüne ilişkin bir hüküm bulunmayabileceği düşünüldüğünde o takdirde limited şirketlerde sermaye tamamlanması yoluna gidilemeyecek midir? Cevap tabii ki gidilebileceği yönündedir. Zira limited şirketlerde TTK m.376’nın muadili, TTK m.633 olup, bir atıf hükmü niteliği taşımaktadır. TTK m.633 şöyledir: “MADDE 633- (1) Esas sermayenin kaybı ya da borca batık olma hâllerinde anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümler kıyas yoluyla uygulanır. Ek ödeme yükümlülüğü hakkındaki hükümler saklıdır.” Bu hükümden anlaşıldığı üzere herhangi bir limited şirketin şirket sözleşmesinde ek ödeme yükümlülüğüne dair TTK m.603 vd. hükümlerine uygun bir düzenleme yoksa, o takdirde kıyasen TTK m.376 hükümleri uygulanacaktır. Bu durumda yukarıda anonim şirketler için yapılan değerlendirme geçerli olacak ve limited şirket ortaklarının da kıyasen TTK m.421/2/a hükmüne göre, oybirliği ile sermayenin tamamlanması yönünde genel kurul kararı almaları, bu durumda ortaya çıkan yükümlülüğün tüm ortakları kapsaması gerekeceği; hiç kuşkusuz Tebliğde belirtildiği üzere bazı ortak veya ortaklarca da bu sermayenin tamamlanması yoluna gidilebileceği; tüm ortaklarca bu yükümlülüğün payları oranında yerine getirilmesi halinde Tebliğin ikinci fıkrasında belirtilmiş olan esasların (Her ortak, payı oranında tamamlamaya katılabilir ve verdiğini geri alamaz. Bu yükümlülük, sermaye konulması veya borç verilmesi niteliğinde olmayıp karşılıksızdır. Ayrıca yapılan ödemeler, gelecekte yapılacak sermaye artırımına mahsuben bir avans olarak nitelendirilmez.) geçerli olacağını kabul etmek yerinde olacaktır.
Tebliğin 10.maddesinde “sermaye artırılması” başlığı altında söz konusu tedbir öngörülmüştür. Hüküm şu şekildedir:
“MADDE 10 – (1) Genel kurul tarafından;
a) Sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda artırımına karar verilebilir. Sermayenin azaltılması işlemi ile birlikte eş zamanlı sermaye artırımında artırılan sermayenin en az dörtte birinin ödenmesi şarttır.
b) Sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden sermaye artırımına karar verilebilir. Bu şekilde yapılacak sermaye artırımında sermayenin en az yarısını karşılayacak tutarın tescilden önce ödenmesi zorunludur.”
Maddede iki ayrı sermaye artırımı yolu gösterilmektedir. İlki TTK m.473’ün birinci fıkrasında, “Bir anonim şirket sermayesini azaltarak, azaltılan kısmın yerine geçmek üzere bedelleri tamamen ödenecek yeni paylar çıkarmıyorsa, …” şeklindeki hükümden hareketle sermayenin, zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması ile birlikte eş zamanlı olarak istenilen tutarda (bedelleri tamamen ödenecek yeni paylar çıkarılarak) artırımına karar verilmesi halidir. Bu durumda sermayenin azaltılması işlemi ile birlikte eş zamanlı sermaye artırımında artırılan sermayenin en az dörtte birinin ödenmesinin şart olduğu hükme bağlanmıştır.
Maddenin ikinci bendi ise sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kayıp kadar azaltılması yoluna gidilmeden sermaye artırımına karar verilebileceği hakkındadır. Bu şekilde yapılacak sermaye artırımında, sermayenin en az yarısını karşılayacak tutarın tescilden önce ödenmesi zorunluluğu öngörülmüştür.
Maddenin her iki fıkrası arasında asgari sermaye borcu ödeme yükümlülüğü bakımından yaratılmış olan farkın TTK açısından kanuni dayanağını tam olarak tespit edebilmek mümkün olmasada, (b) bendinde düzenlenmiş olan sermaye artırımının, ortaya çıkmış zararı kapatacak düzeyde olmasının yanı sıra şirketin faaliyetine devamını sağlayacak niteliği haiz olmasının da gerekliliği göz önünde bulundurulmalıdır.
Tebliğin 11. maddesi genel kurulun gerekli tedbirlerden birini almaması hakkındaki TTK m.376/2 hükmüne ilişkindir. Kanun bu konuda, şirketin kendiliğinden sona ereceğini düzenlemektedir. Tebliğ hükmü ise şöyledir:
“MADDE 11 – (1) Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde genel kurulun, 7’nci maddede belirtilen tedbirlerden birine karar vermemesi halinde şirket kendiliğinden sona erer. Bu şekilde sona eren şirketin tasfiye işlemleri, Kanunun 536’ncı ve devamı maddelerine göre yürütülür.”
Böyle bir durumda her bir ortak kendiliğinden sona ermenin (infisahın) tespiti davası açabilecektir. Hatta şirket alacaklıları ve menfaati olan herkesin bu davayı açabileceği öğretide kabul edilmektedir. TTK m.376/2 hükmü hakkındaki, Tebliğin söz konusu 11.maddesinden hareketle yönetim organının ilgili şirkette, genel kurulun söz konusu tedbirlere ilişkin bir karar almamış olması halinde, şirketin organı olduğu için kendine böyle bir görevin Kanun ve dolayısıyla Tebliğ gereğince verilmiş olduğunu kabul ederek, tasfiye işlemlerini başlatabilmesi düşünülebilecektir. Ancak ilgili şirkette yönetim organı, organ olarak bu yönde bir karar alıp harekete geçemediği ya da geçmediği takdirde, her bir üyenin, şahsi sorumluluğunun muhtemelen doğabileceği gerekçesiyle şirketin infisahının tespitini dava edebilmesi söz konusu olabilecektir.
Tebliğin üçüncü bölümünde yer alan 12. madde TTK m.376/3 hükmünün bir kısmını, borca batık olma durumunu düzenlemektedir (Tebliğde TTK m.376/3’te yer alan, iflası önleyici alacaklı sırasının değiştirilebilmesine dair tedbir düzenlemesi hakkında bir hüküm yer almamaktadır). Hüküm şu şekildedir:
“MADDE 12 – (1) Borca batık olma durumu, şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması halidir.
(2) Borca batık durumda olmanın işaretleri, yıllık ve ara dönem finansal tablolardan, denetime tabi şirketlerde denetim raporlarından, erken teşhis komitesinin raporlarından, yönetim organının belirlemelerinden ortaya çıkabilir.
(3) Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim organı, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır.
(4) Yönetim organı, hem işletmenin devamlılığı esasına hem de aktiflerin muhtemel satış değerlerine göre çıkarılan ara bilânço üzerinden aktiflerin şirket alacaklarını karşılamaya yetmediğine karar vermesi ve 7’nci maddede belirtilen tedbirleri almaması halinde şirketin iflası için mahkemeye başvurur.”
Madde esas itibariyle TTK m.376/3’teki esasların tekrarından ibarettir. Yapılan yegane ekleme, Tebliğin 7. maddesinde düzenlenmiş bulunan (kural olarak TTK m.376/2 için öngörülmüş bulunan) tedbirlerin bu ihtimal açısından da alınabilecek olmasıdır. Bu durumda alınacak tedbirlerin borca batıklığı giderecek düzeyde olması gerekliliği ortadadır.
Tebliğin son bölümünde şirketin sermaye kaybı ve borca batıklığının tespitinde esas alınacak finansal tablolar (m.13) ve sermayenin kaybı veya borca batık olma durumlarında birleşmeye katılma imkanı düzenlenmiş; bir de geçici maddeye yer verilmiştir.
Esas alınacak finansal tablolar hakkındaki 13. madde şu şekildedir:
“MADDE 13 – (1) Şirketlerin sermaye kaybı veya borca batık olma durumları, Kanunun 88 inci maddesine göre hazırlanacak finansal tablolar esas alınarak belirlenir. Finansal tabloların düzenlenmesinde ihtiyari olarak Türkiye Muhasebe Standartlarının uygulanmasının tercih edilmesi halinde, bahsi geçen durum bu şekilde hazırlanan finansal tablolar üzerinden değerlendirilir.”
Değerlendirmenin Vergi Usul Kanununa (VUK) ya da Türkiye Muhasebe Standartlarına göre hazırlanmış finansal tablolar ele alınarak yapılacağı anlaşılmaktadır. Şirket hangi standart uygulamasına tabi ise ona göre hazırlanmış finansal tablolar kullanılacaktır.
Sermayenin kaybı veya borca batık olma durumlarında birleşmeye katılmaya ilişkin m.14 hükmü de şu şekildedir:
“MADDE 14 – (1) Sermaye kaybı veya borca batık durumda olan bir şirket, kaybolan sermayeyi karşılayabilecek tutarda serbestçe tasarruf edilebilen özvarlığa sahip bulunan bir şirket ile birleşebilir.
(2) Birleşmeye taraf olan bir şirketin, sermayesiyle kanuni yedek akçeleri kaybolmuş veya borca batık durumda olması halinde; birleşmeye taraf olan diğer şirketin kaybolan sermayeyi veya borca batıklık durumunu karşılayacak miktarda serbestçe tasarruf edebileceği özvarlığa sahip bulunduğu ve buna ilişkin tutarların, hesap şekli de gösterilerek doğrulandığı veya belirtilen durumların mevcut olmadığının doğrulandığı yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir raporu ile ortaya konulur. Devrolunan şirketlerin denetime tabi olması halinde bu rapor, denetime tabi şirketin denetçisi tarafından da hazırlanabilir.”
Madde TTK m .139 hükmüne uygun bir düzenlemedir.
Tebliğin en ilgi çekici hükmü Geçici 1.maddesidir. Hüküm şu şekildedir:
“GEÇİCİ MADDE 1 – (1) 1/1/2023 tarihine kadar, Kanunun 376’ncı maddesi kapsamında sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararları dikkate alınmayabilir.” Maddede geçen kur farkı zararlarının sermayeyi azaltıcı rolü dikkate alındığında, VUK’a ya da TMS’ye göre hazırlanacak finansal tablolar bakımından kur farkından doğan zararların dikkate alınmayabileceği düzenlenerek, kur farkı zararları söz konusu olduğunda, bu yolla sermayenin kaybı ve borca batıklık ihtimallerinin önüne geçilmek istendiği anlaşılmaktadır. Ancak geçici madde bir zorunluluk getirmemekte olup takdir yetkisini şirketlere bırakmaktadır. Bu uygulamanın TTK’ya ve finansal tabloların hazırlanması bakımından muhasebe standartlarında özellikle kur farklarına ilişkin uygulamalara prensip olarak aykırı olacağı açıktır. Zira bu uygulamada finansal tablolar gerçeği yansıtmayacaktır. Bu durumun TTK m.515’te düzenlenmiş olan “dürüst resim ilkesi”ne de açık bir aykırılık oluşturacağını da ayrıca söylemeye bile gerek bulunmamaktadır. Tebliğ hükmüne göre, söz konusu aykırı uygulama ile sistem dışına çıkılması, uzatılmadığı takdirde ancak 1/1/2023 tarihine kadar söz konusu olabilecektir.

28 Aralık 2018 Cuma

İMAR AFFI İÇİN ÖDENEN BEDEL İLE İLGİLİ ÖZELGE VE GÖRÜŞÜMÜZ


Ülkenin önemli bir sorununu çözmeye yönelik yasal düzenlemelernden biri imar barışı olmuştu. Bu vesileyle birçok sorunlu bina için iskan alma olanağı sağlanmış, böylece kanayan bir yara için çözüm (yasal şartlar var tabi) bulunmuştu. Doğal olarak düzenleme çerçevesinde “iskan şartlarının gerçekleşmesi için” belirgin parametrelerle bir bedel ödeneceği tabiydi. Bunlar için de çeşitli kademelereve baremler oluştu. Yapının fiili hali ile ilgili bedel ödenerek ki yasa metninde “Kayıt Bedeli” olarak geçiyor tescil yapılıyor. Daha sonra Çevre bakanlığı yaptığı düzenlemelerde bu bedelden “Kayıt Belgesi Bedeli” olarak bahsetti. Dayanakları ise İmar yasası ve Belediye Gelirleri yasasıydı.
Konu ile ilgili görüşümüz ödenen bedelin bir “iskan harcı” olduğu ( basitçe binadaki fazla bölümler için ödenen bedel iskan harcının ikmali olabilir ) bu nedenle de TDHP ve Vergi Yasaları çerçevesinde bir “Gider” olduğu doğrultusundaydı. Yine Gider olabileceği gibi Bina maliyetine eklenerek amortisman ayrılabileceğine dair görüşler de var ki bu bir tercih meselesidir ve itirazımız da yok.
Ancak Mali idarenin aşağıda paylaştığımız konu ile ilgili Özelgesi hiç böyle düşünmüyor. Özellikle renklendirdiğimiz bölüme katılmamız mümkün değil.
“40. Madde;
6. (2772 sayılı Kanunun 5'inci maddesiyle değişen bent) İşletme ile ilgili olmak şartıyla; bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar;
GVK Yasa tarihi 31/12/1960 2772 sayılı Yasa Tarihi ise 31/12/1982
Yasanın ilgili bendi ile yayın tarihleri belli. Yasa koyucunun yayın tarihinde gelecekle ilgili bir atıfta bulunmasını beklemek hayalcilik olur, ancak “kaydiyeler” terimini yasa metnine koyduğunu da görmek gerekir, “Kaydiye = Kayıt İçin Alınan Para”. Nerden bilinecek ki seneler sonra çıkacak bir af yasasında alınacak harç için “Kayıt Bedeli” deneceğini. Ancak kanun maddesinin açıkça tarif ettiği “Kayıt Bedelinin”  bu kapsamda olmadığını açıklamak yasa maddesiyle açıkça çelişmiş.
7143 sayılı yasanın lafzı da amacı da iskan meselesini çözmek olduğuna göre “Özün Önceliği” kuralına göre bunun ilgili maddedede geçen terimlerden olmadığından bahisle (harç olduğu bir gerçek) gider yazılamayacağını söylemek hiç uygun olmamış.
Mali İdarenin konu ile ilgili daha uygun bir yorum getirmesi beklentisiyle, içeriğine katılmadığımız özelgeyi bilginize sunuyoruz.






T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
……..Vergi Dairesi Başkanlığı
(Gelir Kanunları Gelir ve Kurumlar Vergileri Grup Müdürlüğü)


 .… 2018
Sayı
:

    
Konu
:
7143 sayılı Kanun'un 16'ncı maddesi kapsamında yapılan imar barışına istinaden ödenen kayıt bedelinin, taşınmazın maliyetine eklenip eklenemeyeceği ya da gider yazılıp yazılmayacağı hk.

                                                    ……………. ……... ŞİRKETİ                                 
…………………….
İlgi
:
………….. tarihli ve ……………. sayılı özelge talep formu.
İlgide kayıtlı özelge talep formunda, …… Vergi Dairesi Müdürlüğünün …………… vergi kimlik numarasında kayıtlı mükellefi olduğunuz, Şirketinize ait Kayseri'de bulunan taşınmaz için imar barışından yararlanılacağı, imar barışı kapsamında yapılacak %5 ödemenin gider yazılıp yazılmayacağı ya da taşınmazın maliyetine eklenip eklenmeyeceği hususlarında bilgi talep edildiği anlaşılmakta olup konu hakkında Başkanlığımız görüşleri aşağıda açıklanmıştır.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 6 ncı maddesinde; kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı, safî kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmış olup safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesi ile Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinde sayılan giderlerin indirilebilmesi mümkündür.
193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun "İndirilecek Giderler" başlıklı 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının; (6) numaralı bendinde işletme ile ilgili olmak şartıyla, bina, arazi, gider, istihlak, damga, belediye vergileri, harçlar ve kaydiyeler gibi ayni vergi, resim ve harçlar,  (7) numaralı bendinde ise Vergi Usul Kanununa göre hesaplanan amortismanlar, ticari kazancın safi tutarının tespitinde indirilebilecek giderler arasında sayılmıştır.
Buna göre, şirketiniz aktifine kayıtlı taşınmaz için, 7143 sayılı Kanunun 16 ncı maddesine göre yararlanacağınız imar barışına istinaden ödenecek "Kayıt Bedeli" Gelir Vergisi Kanununun 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi kapsamına girmediğinden dolayı söz konusu ödemenin kurum kazancının tespitinde doğrudan gider olarak indirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun;
- 262 nci maddesinde, "Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin iktisap edilmesi veyahut değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamını ifade eder.",
- 269 uncu maddesinde, "İktisadi işletmelere dahil bilumum gayrimenkuller maliyet bedelleri ile değerlenir.
Bu kanuna göre, aşağıdaki yazılı kıymetler gayrimenkuller gibi değerlenir:
1.Gayrimenkullerin mütemmim cüzüleri ve teferruatı;
2. Tesisat ve makinalar;
3. Gemiler ve diğer taşıtlar;
4. Gayrimaddi haklar.",
- 270 inci maddesinde, "Gayrimenkullerde, maliyet bedeline, satınalma bedelinden başka, aşağıda yazılı giderler girer:
1. Makina ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderleri;
2. Mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden mütevellit giderler.
Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Özel Tüketim Vergilerini maliyet bedelini ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.",
- 272 nci maddesinde, "Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, gayrimenkulü veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarını genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulün veya elektrik üretim ve dağıtım varlıklarının maliyet bedeline eklenir.
..."
hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen Kanun hükümleri çerçevesinde; şirketiniz adına kayıtlı taşınmaz için 7143 sayılı Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca yararlanacağınız imar barışına istinaden ödenecek olan kayıt bedelinin, taşınmazın iktisadi kıymetini artıran giderler kapsamında değerlendirilmesi ve söz konusu taşınmazın maliyet bedeline eklenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, taşınmazın amortisman süresinin tamamlanmamış olması halinde, maliyet bedeline dahil edilecek söz konusu tutarın taşınmazın kalan amortisman süresine göre itfa edilmesi; taşınmazın amortisman süresinin tamamlanmış olması halinde ise, maliyet bedeline eklenen söz konusu tutarın taşınmaza ilişkin faydalı ömür ve amortisman oranı dahilinde aktife alındığı tarihten itibaren itfa edilmesi icap etmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.

27 Aralık 2018 Perşembe

2019 Asgari Ücret Tespit Komisyonu Kararı



2019 Yılı Asgari ücret tutarı kısa süreli bir çalışma sonucu komisyon tarafından açıklandı. Tüm tarafların alt üst sınır ve çeşitli parametrelerle ortaya koydukları savlar ışığında karar oybirliğiyle alındı. Hayırlı olması dileğiyle kararı aşağıda paylaşıyoruz.
Bu durumda;
85,28 * 30 = 2.558,40 Brüt olarak uygulanacaktır.



2019 Asgari Ücret Kararı
27 Aralık 2018 Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 30638
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığından:
Karar Tarihi: 25/12/2018
Karar No: 2018/1
22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 39 uncu maddesi ile Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 522 nci maddesi gereğince, iş sözleşmesi ile çalışan ve bu Kanunun kapsamında olan veya olmayan her türlü işçinin asgari ücretini tespit etmekle görevli Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 6/12/2018 tarihinde başladığı çalışmalarını 25/12/2018 tarihine kadar sürdürmüş ve yaptığı dört toplantı sonucunda;
1) Milli seviyede tek asgari ücret tespitine, oybirliğiyle,
2) İşçinin bir günlük normal çalışma karşılığı asgari ücretinin; 1/1/2019-31/12/2019 tarihleri arasında (85,28) seksen beş lira yirmi sekiz kuruş olarak tespitine oybirliğiyle,
3) İş bu Kararın, 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesine dayanılarak hazırlanan Asgari Ücret Yönetmeliği’nin 11 inci maddesi gereğince Resmî Gazete’de yayımlanmasına oy birliğiyle,
karar verilmiştir.